Son İletiler

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
1
DİNİ GENEL KONULAR / Hz. Adem Ve Eşinin, Cennetten Kovulması Konusu....
« Son İleti Gönderen: halukgta Dün, 05:22:27 ÖS »
Bu makalemde, sizleri üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, HZ. ÂDEM VE EŞİNİN CENNETTEN KOVULMASI KONUSU ÜZERİNE OLACAKTIR. İlginçtir, bizlere Hz. Âdem ve eşinin cennetten kovulmasına sebep olan, Âdem in eşi olduğu anlatılır. Onun içinde FIKIH inancının öğretisinde, kadın aşağılanır ve adeta şeytanla eş tutulur. Bu bilgiler gerçekten doğrumudur? Asla doğru değildir, bu inanç Kur’an a iftiradır.
 
Önce şunu söylemek isterim. KUR’AN DA ÂDEM İSMİ ÇOKÇA GEÇER, AMA EŞİ OLARAK HAVVA İSMİ ASLA GEÇMEZ, Âdemin eşi olarak bahsedilir Kur’an da. Hz. Âdemin eşi, isim olarak, Havva anamız olduğu konusunda, bizlere anlatılan rivayetlerin tamamı, günümüzde tahrif edilmiş ve bizlerin sorumlu olmadığı, Yahudilerin ellerinde bulunan ve adına Tevrat dedikleri kitapta geçer. Allah ın indirdiği Tevrat a elbette inanıyoruz, ama tahrif edilmiş, Kur’an da bahsedilmeyen, doğruluğundan emin olmadığımız, batıl ve yanlış bilgilerle karıştırılmış olana, asla inanmamız mümkün değil. Çünkü Allah bizleri, Kur’an dan sorumlu tutacağına, açıkça hükmetmiştir.
 
Hz. Âdemin ve eşinin, Kur’an da anlatılan, şeytan ın sözlerine inanıp, yasaklı ağacın meyvesinden yemesi ve cennetten kovulması konusu üzerinde birlikte düşünelim. Allah geleceği bildiği halde, Hz. Âdemin ve eşinin bu yasağa, nefsinin esiri olarak uymayacağını ve günaha gireceğini bilmiyor olabilir mi? Elbette mümkün değil, biliyordu. Demek ki Allah özellikle buna engel olmayıp, olayların yaşanmasına izin verdiği anlaşılıyor. Çünkü Allah çok affedicidir, bağışlayıcıdır, istese affedebilirdi. Affetmeyip cennetten kovduysa ceza verdiyse, bu kısadan bizler nasıl bir kıssadan hisse çıkarmalıyız, asıl ona bakmalıyız. BU OLAY, İNSANLIĞIN BU DÜNYADA YARATILIŞINA, BANA GÖRE DİKKAT ÇEKİCİ VE DÜŞÜNDÜRÜCÜ BİR ÖRNEKTİR.
 
Rabbimiz yarattığı insanların, çok önemli özelliğini anlatıyor ve bizleri uyardığını, dikkatimizi çektiğini, bu kıssadan öğreniyoruz. Çünkü Allah ne diyordu? SİZLERİ BU DÜNYADA, KİMLERİN DAHA GÜZEL İŞLER YAPIP YAPAMAYACAĞINI GÖRMEK, YANİ İMTİHAN İÇİN YARATTIM DİYORDU. TABİ İBLİSİNDE İMTİHANIMIZDA, NE DERECE ÖNEMLİ OLDUĞUNU, BU ÖRNEK KISSADAN DAHA İYİ ANLIYORUZ. İşte yaratılışımızın asıl amacı bu. ÂDEM VE EŞİNİN, BİR NEDENLE İNSANLIĞIN BAŞLANGICI OLMASI,( olayların gerçek amacını yalnız Allah bilir) Bu şekilde bizlere, dikkat çekici bir örnekle anlatılıyor.
 
Yanlış bir inancımıza, önce açıklık getirmek istiyorum. İblis/şeytan, Hz. Âdem in eşini kandırdığı için, cennetten kovulmadılar. Her ikisi de iblisin yalanına, vesvesesine kandılar ve bulundukları cennet bahçesinden çıkartıldılar. BU YANLIŞ BİLGİLER, YAHUDİ İNANÇLARINDAN BİZLERE GEÇMİŞTİR, bunu da hatırlatmak isterim. Bakın bu konuda Kur’an ne diyor.
 
Araf 19: “Ey Âdem! SEN VE EŞİN cennette kalın. Dilediğiniz yerden yiyin. FAKAT ŞU AĞACA YAKLAŞMAYIN. Yoksa zalimlerden olursunuz.” (Diyanet meali)
 
Araf 20: Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese verdi ve dedi ki: “RABBİNİZ SİZE BU AĞACI ANCAK, MELEK OLMAYASINIZ, YA DA (CENNETTE) EBEDÎ KALACAKLARDAN OLMAYASINIZ DİYE YASAKLADI.” (Diyanet meali)
 
Araf 21: “Şüphesiz ben size öğüt verenlerdenim” diye de onlara yemin etti. (Diyanet meali)
 
Araf 22: BU SURETLE ONLARI KANDIRARAK YASAĞA SÜRÜKLEDİ. AĞAÇTAN TATTIKLARINDA KENDİLERİNE AVRET YERLERİ GÖRÜNDÜ. DERHAL ÜZERLERİNİ CENNET YAPRAKLARIYLA ÖRTMEYE BAŞLADILAR. Rab’leri onlara, “Ben size bu ağacı yasaklamadım mı? Şeytan size apaçık bir düşmandır, demedim mi?” diye seslendi. (Diyanet meali)
 
Araf 23: Dediler ki: “RABBİMİZ! BİZ KENDİMİZE ZULÜM ETTİK. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.” (Diyanet meali)
 
Araf 24–25: Allah, dedi ki: “BİRBİRİNİZİN DÜŞMANI OLARAK İNİN(oradan). Size yeryüzünde bir zamana kadar yerleşme ve yararlanma vardır.” Allah, dedi ki: “ORADA YAŞAYACAKSINIZ, ORADA ÖLECEKSİNİZ VE ORADAN (MAHŞERE) ÇIKARILACAKSINIZ.”(Diyanet meali)
 
Ne dersiniz, siz bu ayetlerden, yalnız Hz. Âdemin eşinin mi sorumlu olduğunu anladınız, yoksa her ikisinin de bu yanlışı yaptığını ve Allah ın uyarısına uymadığını mı anladınız? Çok açıktır ki, Allah ın uyarısına uymayan, hem Hz. Âdem, hem de eşi. Ama bugün İslam topluluğunun neredeyse büyük çoğunluğu, Hz. Âdemin eşinin, Hz. Âdem i kandırdığına inanır. YANİ İNANÇLARIMIZ NE YAZIK Kİ, YAHUDİLEŞTİRİLMİŞ, AMA BUNUN FARKINDA BİLE DEĞİLİZ. İLGİNÇTİR, YAHUDİ İNANÇLARI, PEYGAMBERİMİZİN ADI KULLANILARAK, ONUN HADİSLERİ/SÖZLERİ DİYE DİNE SOKULMAYA ÇALIŞILMIŞTIR.
 
Sizce Hz. Âdem ve eşi nereden indirildi? Cennet neredeydi? Çünkü ayette, birbirinize düşman olarak inin ya da çıkın oradan diyor. Bu konuda birçok şey anlatılıyor, nereden indirildiği konusunda. Ben söylenenlerle sizin kafanızı karıştırmak istemiyorum. Allah ın Kur’an da, açıkladıkları bilgiler doğrultusunda konuyu anlamak ve konuşmak, bizleri daha doğruya ulaştıracağına inanıyorum.
 
Hz. Âdem ve eşinin nereden indirildiğinden çok, nasıl ve nerede yaratıldığı ve daha sonra hesabın görülmesi için, nerede tekrar canlandırılacağımız önemli. Âdem ve eşinin, cennet bahçesi, yani eşi benzeri olmayan bir mekândan çıkartıldıkları anlaşılıyor. Hatırlayınız Cebrail in Peygamberimize vahiy getirdiğini anlattığı Necm 13. ayette, “YEMİN OLSUN Kİ ONU BİR BAŞKA İNİŞTE DE GÖRMÜŞTÜ.” Diye geçer. Cebrail nereden iniyor olabilir, herhalde gökyüzünden olmasa gerek. Allah cenneti tarif ederken, bizlerin bu dünyada çok hoşumuza giden, hatta hayallerimizi süsleyen sözlerle anlatır ve derki;” ALLAH ONLARI, ALTLARINDAN IRMAKLAR AKAN CENNETLERLE MÜKÂFATLANDIRMIŞTIR.” Bizler yaşadığımız dünyada, böyle benzeri bir yere gelince, çok mutlu oluruz ve adeta ayrılmak istemeyiz. Cennet gibi yer deriz, hiç cenneti görmediğimiz halde.
 
Bakara 34. ayette Allah meleklere, Âdem e secde edin dediğinde, iblis hariç melekler secde etmişti hatırlayınız. Tam bu esnada sizlerin düşünmesini istediğim bir konu var. Hz. Âdem cennetteyken, topraktan, balçıktan yaratılmamış mıydı? Yaratılmıştı. Çünkü iblis ben ateşten yaratıldım, Âdem ise çamurdan yaratıldı, ben ondan üstünüm demişti ve secde etmemişti. Bu durumda Etten, kemikten oluşan Hz. Âdemin, cennette olduğu zamanda bizler gibiydi. Bu durumda farklı bir âlemde, mekânda olması mümkün mü sizce? Çok özel bir yerden/cennetten çıkartıldıkları belli, bu belirtilmiş.
 
Araf 24 ve 25. ayette Allah, İNDİRDİĞİ YERDE YAŞAYACAKLARINI, BURADA ÖLECEKLERİNİ VE ÇOK İLGİNÇTİR, BURADA DİRİLTİLEREK, MAHŞER GÜNÜ HESABA ÇEKİLECEĞİMİZİ SÖYLÜYOR AYETTE. Tabi bu dünyada, hesap görüldükten sonrada, Allah ın özellikle hazırladığı cennet ve cehenneme, farklı bir âleme göndereceğine dair bir bilgi yok. BU DURUMDA HER ŞEY BU DÜNYADA GERÇEKLEŞECEK DİYEBİLİR MİYİZ? Doğrusunu Allah bilir. 
 
Dikkat çekici olan bilgi ise, Hz. Âdem ve eşinin yasaklı meyveden yediklerinde, cinsel bölgelerinin göründüğü bilgisidir. Demek ki normalde görünmez bir durumdalar ki, bunu söylüyor. TIPKI BUGÜN, MELEKLERİN VE CİNLERİN ARAMIZDAKİ DURUMU GİBİ. Bizler günümüzde Allah ve meleklerinden bahsederken, onların gökyüzünde olduğunu düşünürüz. Peki, bu bilgiyi bize Kur’an mı verdi? Elbette hayır. Hatırlayınız, her birimizin yanında, iki meleğin her zaman bizimle beraber olduğunu ve yaptıklarımızı kaydettiğini söyler Kur’an. Bu durumda onların başka bir âlemde olduklarını düşünmemiz, ne kadar doğru olur? HATTA CİNLER ÂLEMİNİN DE, BU DÜNYADA YAŞADIĞINI VE ARAMIZDA BİR ENGEL OLDUĞUNU, BİZİM ONLARI GÖREMEDİĞİMİZİ SÖYLEYEN, YİNE KUR’AN DEĞİL Mİ?
 
Bildiğiniz gibi Hz. Âdemin ve eşinin topraktan, balçıktan bu dünyada yaratıldığı çok açık bir şekilde anlatılır Kur’an da. İblisinde bu dünyada olduğunu Kur’an dan biliyoruz. Bizlere her an vesvese vererek aldatarak, tuzaklar kuracağı bilgisi de var Kur’an da. Araf suresi 25. ayette ne diyordu tekrar hatırlayalım.
 
“Allah, dedi ki: “ORADA YAŞAYACAKSINIZ, ORADA ÖLECEKSİNİZ VE ORADAN (MAHŞERE) ÇIKARILACAKSINIZ.”(Diyanet meali)
 
NE DERSİNİZ, SİZCE HER ŞEY BU DÜNYADA GERÇEKLEŞECEK, HESAP BU DÜNYADA GÖRÜLECEK, DEMİYOR MU ALLAH?  Cenneti ve cehennemide, bu dünyanın dışında aramamız sizce doğrumu? Ben Allah ın ayetlerinden anladıklarımı yazdım, doğrusunu Rabbim bilir. Yanlışlarımdan dolayı, Rabbimin affına sığınırım.
 
Saygılarımla
 
Haluk GÜMÜŞTABAK

 
https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
    http://hakyolkuran.com/
2
Hastalıklar Tedavileri / Bademcik Apsesi Soluk Borunuzu Tıkayabilir
« Son İleti Gönderen: Avon Dün, 03:55:38 ÖS »
Peritonsiller apse boğaz dokusunda, bir bademciğin yanında oluşur. Apse enfeksiyonlu deri ya da yumuşak doku bölgesinin yakınında oluşan irin birikimidir.


Nedir?

Peritonsiller apse boğaz dokusunda, bir bademciğin yanında oluşur. Apse enfeksiyonlu deri ya da yumuşak doku bölgesinin yakınında oluşan irin birikimidir.

Apse ağrı, şişme ya da boğazda tıkanıklığa neden olabilir. Eğer boğazda tıkanma oluşursa yutkunma, konuşma, hatta nefes alma bile zorlaşır.

Bir bademcik (tonsil) enfeksiyonu (tonsilit olarak bilinir) yayıldığında ve yumuşak dokuda enfeksiyona neden olduğunda, bu peritonsiller apseyle sonuçlanabilir.
Peritonsiller apse yetişkinlerde oldukça yaygındır ama bebeklerde ve küçük çocuklarda ender görülür.

Sebepler

Peritonsiller apse tonsilit yani bademcik iltihabının en yaygın komplikasyonudur. Yol açan bakteri streptokok boğaz ağrısına neden olana benzer.

Streptokok bakterisi genellikle bademciklerin çevresindeki yumuşak dokularda (genellikle tek tarafta) enfeksiyona neden olur. Doku daha sonra yakındaki bezler yoluyla giriş yapan anaeroblar (oksijensiz yaşayabilen bakteri) tarafından istila edilir.

Dental enfeksiyon (periodontit ve jenjivit gibi dişeti enfeksiyonları) da bir risk faktörü olabilir. Diğer risk faktörleri şunlardır:

Kronik tonsilit
Enfeksiyöz mononükleozis
Sigara içmek
Kronik lenfosit lösemi.
Bademciklerde taş ya da kalsiyum tortuları (tonsillolit)
Belirtiler

Belirtiler

Peritonsiller apsenin ilk belirtisi genellikle boğaz ağrısıdır. Apse geliştikten sonra bunu ateş ya da diğer belirtilerin olmadığı dönem takip eder. Belirtilerin başlamasıyla apse oluşumu arasında iki ila beş günlük bir gecikme olağandışı değildir.

Ağız ya da boğazda iltihaplanmayla ilgili, genellikle tek tarafta, şişme ortaya çıkabilir.
Uvula (boğazın ortasındaki yer alan doku çıkıntısı, küçük dil) ağzın şişmiş tarafından diğer yana doğru itilebilir.
Boyundaki lenf bezleri genişleyebilir ve dokununca acıyacak biçimde hassaslaşabilir.
Aşağıdaki bulgu ve belirtiler de gözlemlenebilir:
?    Ağrılı yutkunma

?    Ateş ve titreme

?    Çene kaslarında ve boyun kaslarında spazm (trizmus ve tortikolis)

?    Apsenin olduğu tarafta kulak ağrısı

?    Genellikle “zayıf patates” sesi (ses, konuşurken ağzınız sıcak patatesle doluymuşçasına çıkar) olarak adlandırılan zayıf ve boğuk ses

?    Tükürük yutmakta güçlük

Ne Zaman Tıbbi Yardım Almalı?

Peritonsiller apse olup olmadığınızı anlamak için ateşin eşlik ettiği boğaz ağrısı ve diğer belirtilerinizi doktorunuzla telefonda ya da bir muayene ziyaretinde tartışın.

Eğer boğaz ağrınız ve yutkunamama, nefes almakta zorlanma, konuşma güçlüğü, salya artışı ya da hava yollarındaki tıkanıklığa dair başka bulgular varsa, derhal bir hastanenin acil servisine ulaşmanız gerekir.


Peritonsiller apse genellikle sağlık geçmişi ve fiziksel muayeneye dayanarak teşhis edilir. Peritonsiller apse görülebilecek kadar büyükse kolaylıkla teşhis edilir. Doktor bir ışık ve mümkün olursa dil pensi kullanarak ağzınızın içine bakacaktır. Boğazın bir kenarında, bademciklerin yanında şişme ve kızarıklık bir apse olduğuna işaret eder. Doktor içerideki enfeksiyon nedeniyle irin olup olmadığını anlamak için eldivenli parmağıyla bölgeye nazikçe bastırabilir.

Genellikle laboratuar testleri ve röntgen kullanılmaz. Bazen, özellikle de başka bir üst hava yolları hastalığı olmadığından emin olmak için, röntgen ya da ultrason çekilir. Bu durumlar arasında şunlar yer alabilir:
?    Epiglot (yiyeceklerin soluk borusuna kaçmasını önleyen doku flebi) iltihabı olan epiglotit

?    Retrofaringeal apse,  yutak ardındaki yumuşak dokunun altında oluşan irin kesesi (peritonsiller apseye benzer ancak farklı konumda oluşur)

?    Yumuşak dokunun kendisinde oluşan bir enfeksiyon olan peritonsiller selülit (peritonsiller apseler doku yüzeyinin altında oluşur)

Doktorunuz mononükleoz virüsü için test yapabilir. Bazı uzmanlar mononun peritonsiller apselerin neredeyse %20’siyle ilişkili olduğunu ileri sürer.
Doktorunuz apsedeki irini laboratuara da gönderebilir, böylece bakteri kesin biçimde saptanabilir. Böyle olmasına rağmen, bakterinin saptanması tedaviyi nadiren değiştirir.

Tedavi

Peritonsiller apse için hiçbir ev tedavisi yoktur. Belirtilerinizin değerlendirilmesi için derhal doktorunuzdan bir randevu alın.

Tıbbi Tedavi

Eğer peritonsiller apseniz varsa, doktorun başlıca kaygısı solunumunuz ve havayolunuz olacaktır. Eğer boğazda tıkanıklık nedeniyle hayatınız tehlikedeyse, ilk adım, irin kesesine bir iğne batırmak ve sıvıyı rahat nefes alabilmenize yetecek kadar boşaltmaktır.

Eğer acil bir hayati tehlike yoksa doktorunuz işlemin mümkün olduğunca ağrısız olması için her gayreti gösterecektir. Apsenin üstündeki deriye lokal anestezi uygulanır (dişçide olduğu gibi) , eğer gerekli olursa da kolunuzdaki damardan (IV) sedasyon ve ağrı kesici verilir. Doktorunuz irin ve kan yutmanızı önlemeye yardımcı olmak için vakum kullanır.

Doktorun sizi tedavi ederken pek çok seçeneği vardır.
?    İğne aspirasyonu, apseye iğnenin yavaşça sokulması ve içindeki irini bir şırıngaya çekmeyi içerir.

?    Kesme ve drenaj, apsedeki irinin boşaltılabilmesi için küçük bir kesi açmak için bir skalpel kullanımını gerektirir.

?    Herhangi bir nedenle drenaj işlemini tolere edemezseniz ya da sık tonsilit geçmişiniz varsa, akut tonsilektomi (bademciklerin ameliyatla alınması) gerekli olabilir.

Bir antibiyotik alırsınız. İlk doz damardan (IV) yapılabilir. Bu tip enfeksiyonda en iyi ilaç penisilindir ama eğer penisilin alerjiniz varsa doktorunuza söyleyin, böylece başka bir antibiyotik kullanılabilir (diğer seçenekler eritromisin veya klindamisin olabilir).
Eğer sağlığınız iyiyse ve apse sorunsuz boşalırsa eve gidebilirsiniz. Eğer çok hastaysanız, yutkunamıyor ya da durumu karmaşıklaştıran (diyabet gibi) sağlık sorunlarınız varsa hastaneye yatabilirsiniz. Drenaj için genellikle genel anesteziye ihtiyacı olan küçük çocuklarda gözlem için hastane yatışı gerekir.

Peritonsiller tedavinin ardından doktorunuzdan ya da bir kulak-burun-boğaz uzmanından (otolaringolojist) bir takip randevusu alın. Ayrıca:

Eğer apse nüksederse başka bir antibiyotiğe ya da daha fazla drenaja ihtiyacınız olabilir.
Eğer aşırı kanamanız olursa ya da nefes alma veya yutkunma güçlüğü çekerseniz derhal acil tıbbi yardım alın.

Önleme

Peritonsiller apseyi önlemek için, riski azaltmak dışında hiçbir güvenilir yöntem yoktur:  Sigara içmeyin, diş hijyeninizi sağlayın ve ağız enfeksiyonlarını hemen tedavi edin.

Eğer peritonsiller selülit oluşursa, peritonsiller apseyi antibiyotik alarak önlemeniz olasıdır. Ancak apse oluşumu için yakından gözlemlenmeniz gereklidir, hatta hastaneye yatmanız gerekebilir.
Eğer apse gelişme ihtimali varsa (örneğin sık sık tonsilit geçiriyorsanız) bademciklerinizi aldırmanız gerekip gerekmediği konusunda doktorunuzla konuşun.
Her reçeteli ilaçta olduğu gibi birkaç gün sonra iyi hissetseniz bile antibiyotik tedavisini önerildiği biçimde tamamlayın.
3
Hastalıklar Tedavileri / Beyin Apsesi Nasıl Anlaşılır? Dr. Efe SOYDEMİR
« Son İleti Gönderen: Avon Dün, 03:30:01 ÖS »
Beyin abselerine bakteri, mantar ve parazitler neden olurlar. Vücudumuzun başka bölgelerindeki infeksyonlar örnek verecek olursak; zatürre, diş apseleri, endokardit; kan akımı yoluyla beyindeki bir bölgeye ulaşıp orada bir veya birden fazla apseye neden olabilir. Yüzümüzdeki ve sinüslerimizdeki infeksyonlar doğrudan beynimize yayılabilir. Beyin abseleri nöroşirürjikal işlem geçiren (örn. beyin tümörü nedeniyle kraniyotomi geçiren hastalar) hastalarda nadiren de olsa meydana gelebilir.
Bağışıklık sistemi zayıflamış hastalar beyin absesi açısından daha yüksek risk altındadır. AIDS hastaları beyin toksoplazmoz infeksiyonuna (ve birçok alışılmadık organizmaların infeksiyonlarına) meyillilerdir.

Belirtiler
Hastaların başağrısı, ateş, ense sertliği, bulantı ve kusma şikayetleri olabilir. Bazı hastalarda nöbet geçirme veya bilinç değişiklikleri oluşabilir. Beyin apsesi kritik bölgelerde bulunduğunda konuşma problemleri, güçsüzlük, uyuşukluk gibi fokal nörolojik bulgular ile ortaya çıkabilir. Eğer beyin apsesi başka bir infeksiyona bağlı olarak oluşmuşsa belirtiler esas infeksiyona ait olabailir; örneğin zatürre.

Teşhis
Teşhis çoğunlukla öykü, fizik muayene ve beyin görüntülemesi kombinasyonu ile konur. Kontrastlı ve kontrastsız MRG (Manyetik Rezonans Görüntüleme) seçilecek görüntüleme tetkikidir. Beyin apsesi diğer beyin infeksiyonlarının aksine BOS (Beyin Omurilik Sıvısı) incelemeleriyle teşhis edilmez.
Beyin absesi olan hastalarda lomber ponksiyon işlemi aslında apsenin beyinde yarattığı kitle etkisinden dolayı kontrendikedir. Eğer ki BOS alınırsa; şişmiş olan beyin kafatası ve duradaki (dura beyin dokusunun üç katmanlı zarından en dışta yer alanıdır) deliklerden dışarı çıkarak nöroljik kötüleşme meydana gelir.

Tedavi
Hastalar genelde hastaneye yatırılarak damariçi sıvılar ile tedavi edilir. Hastalar eğer ileri dercede uykuya meyilli veya solunum sıkıntısı içindeler ise entübe (hastanın soluk borusuna daha rahat soluk alıp verebilmesi için bir tüp yerleştirilmesi) edilmeleri gerekebilir. Beyin absesinin tedavisi neden olan organizmaya göre değişiklik gösterir. Abse küçük veya birden fazla sayıda ise stereotaktik biyopsi ile apseden örnek alınabilir. Abseye neden olan organizma belirlendiğinde tedavi organizmaya yönelik damariçi antibiotiklerle yapılır.
4
Karaciğer Abseleri
•   Bakteriyel, parazitik,fungal ya da viral (öz. CMV ile ilişkili) olabilirler
•   En sık Piyojenik abseler görülür
•   İkinci sıklıkta amib abseleri görülür
•   Ancak bazı bölgelerde amip abseleri endemiktir
 
İnsidans
•   Gelişmiş ülkelerde %80 piyojenik form görülür (%20 olguda da diğerleri -süperenfeksiyon, amip, mantar-)
•   Hepatik abse; amibiasisin en sık görülen ekstraintestinal bulgusu (%3-10’unda)
•   Her iki tip abse her iki cinste ve tüm yaşlarda görülebilir
•   Piyojenik abseler erkeklerde biraz daha sık görülür
•   Amip abselerin de ise erkek/kadın oranı 9-10/ 1’dir
 
Mikroorganizmaların karaciğere ulaşım yolları (Piyojenik)
1.   Biliyer sistem (assendan) (kolanjit)
2.   Portal sistem (a. Apandisit)
3.   Hepatik arter (septisemi, bakteriyel endokardit)
4.   Subhepatik veya subdiyafragmatik enfeksiyondan (direkt)
5.   Travma sonrası (öz.   penetran) (direkt)
 
•   Mikroorganizmaların karaciğerde çoğalması, doku invazyonu oluşturması ve abse gelişimini kolaylaştıran faktörler:

a.nekrotik doku, b.hepatik hasar, c.malign tümör, d.mikroemboli, e.yetersiz perfüzyon,
f.   konjenital ya da edinsel biliyer obstrüksiyon
g.   konjenital ya da edinsel vasküler obstrüksiyon
 
Piyojenik abselerde patoloji
•   Piyojenik karaciğer abseleri çoğunlukla sağ lobda yerleşirler
•   Soliter ve multipl abseler eşit oranda görülür
•   Birkaç mm’den birkaç cm’ye kadar olabilir
•   Kc büyümüştür ve palpasyonda fluktuasyon veren içi pü dolu kitle palpe edilebilir
•   Kc çevre dokulara ve diyafragmaya belirgin yapışıklık gösterir, ancak parankim derininde yerleşmiş küçük abselerde bu özellik görülmez
•   Travmatik abseler genellikle soliterdir ve yaralanma yerine yakın bölgededir
 
Piyojenik abselerde mikrobiyoloji
•   Genellikle multipl mikroorganizmalar sorumludur
•   En sık rastlanan aeroblar; E.coli, Klebsiella ve enterokoklar
•   En sık rastlanan anaeroblar ise bacteriodes, anaerob streptokok ve fusobakterium türleridir
•   Kültürde anaerob varlığı kolonik, E. coli ve Klebsiella olması biliyer etyoloji düşündürür
•   Hastaların en az yarısında kan kültürleri ile de mikroorganizma izole edilebilir
 
Amip abselerinde mikrobiyoloji
•   Amip abseleri “Entamoeba histolitika” intestinal enfestasyonunu takip eder
•   Amip kontamine su ve gıdadan çok bireysel temas ile bulaşmaktadır
•   Cinsel yolla bulaşım genital, barsak ve visseral hastalığa yol açar
•   Dışkıda protozoa; trofozoid ve kist olmak üzere iki formda bulunur
•   Trofozoidler, kistlerden köken alan bulaşıcı formdur
•   Dışkıda trofozoid veya kistlerin bulunması tek başına aktif hastalığa işaret etmez
 
Amip abselerinde patofizyoloji
•   İntestinal amebiasis olgularında karaciğer absesi görülme insidansı %3-25

•   İntestinal enfeksiyon ile belirgin hepatik abse gelişmesi arasında genellikle birkaç haftalık latent periyod vardır

•   Amip karaciğere portal ven ile ulaşır
 
Amip abselerinde patofizyoloji 2
•   Genellikle sağ lobda büyük tek kaviteye yol açar
•   Ağır ve ilerlemiş hastalıkta sol lob ya da her iki lob tutulumu olur
•   Sağ lob lezyonları intraperitoneal, sol lob lezyonları ise perikard ya da plevral boşluğa rüptüre olma eğilimindedir
•   Karaciğer büyümüştür ama piyojenik abselerin aksine komşu doku ve diyafragmaya yapışıklıklar belirgin değildir
 
Karaciğer abselerinde klinik tablo
•   Primer semptomlar ateş, halsizlik, titreme, iştahsızlık, kilo kaybı, karın ağrısı ve bulantı
•   Amib absesi olan hastaların bir kısmında ishal olabilir
•   Tek yakınma sebebi bilinmeyen ateş olabilir
•   Nadiren olgular, diffüz peritonit, şok veya karaciğer yetmezliği tabloları ile başvurabilir
•   Fizik muayenede sıklıkla sağ üst kadran ağrısı, ateş, hepatomegali ve sarılık bulunur
 
Karaciğer abselerinde labaratuvar
•   Hastaların çoğunda lökositoz vardır
•   Karaciğer transaminazları yüksektir
•   Direkt karın grafilerinde diyafragma yükselmesi, akciğer alt loblarında atalektazi, plevral efüzyon, ve pnömoni bulguları
•   Piyojenik veya sekonder enfeksiyona uğramış amip abselerinde diyafragma altında hava-sıvı seviyesi görülebilir
 

Karaciğer abselerinde diğer görüntüleme yöntemleri
•   US ile abseler %85-95 duyarlılıkla
gösterilmektedir
Safra ağacını görüntülemede çok etkindir
Tanı ya da tedavi amaçlı perkütan aspirasyona olanak sağlar

•   BT tanı açısından en duyarlı yöntemdir (%95-100)
Tanı ve tedavi amaçlı aspirasyon ve drenaj yapılmasına olanak verir
 
 
Diğer görüntüleme yöntemleri
•   Sintigrafik yöntemler kullanılabilir (technetium 99m ile işaretli sülfür kolloid)
Madde Kupffer hücreleri tarafından alınır, abse ve çevresindeki madde tutulum farkından dolayı abse ayırdedilir
Test sensitiftir ancak 2 cm’den küçük lezyonların saptanması güçtür, ayrıca lezyonların solid-kistik ayrımını yapamaz

•   Hepatik arteriografi yapılabilir ancak BT ve perkütan aspirasyona üstünlüğü yoktur

•   MRI incelemesi; BT incelemelerine üstünlüğü yoktur, ayrıca perkütan girişimlerin yapılmasına olanak tanımamaktadır
 
Piyojenik abselerin altında yatan sebep araştırılmalıdır
•   Anamnez,
•   Fizik muayene
•   Rutin laboratuvar incelemeleri
•   US ve BT incelemeleri
•   Tanı konulamayan olgularda; baryumlu grafiler, kolonoskopi, ERCP ve diğer tanı yöntemlerinden yararlanılabilir
 
Ayırıcı   tanı 1
•   Tedavileri tümüyle farklı olduğundan piyojenik ve amibik abselerin ayrımı mutlak yapılmalıdır
•   Amip abselerinin radyolojik ve labaratuvar özellikleri hemen tümüyle piyojenik abse ile aynıdır
•   Abse saptandığında piyojenik form diğer nadir form abselerden ayrılmalıdır
 
Ayırıcı tanı 2
•   Entamoeba histolitica için serum antikor titresi ve immunelektroforez oldukça spesifiktir ve pozitif olduğunda tanı için değerlidir
•   Perkütan aspirasyon bakteriyel mikroorganizmayı saptamada yararlıdır
•   Olguların %10-20’sinde rektal mukoza sekresyonunun mikroskopik incelemesinde amip bulunabilir
 
Ayırıcı tanı 3
•   Amip serolojik testleri yapılamıyorsa iki formu birbirinden ayırmanın en güvenli yolu; Amibisidal test tedavisi başlamaktır
•   Bu amaçla genellikle metranidazol tercih edilir, (aynı zamanda birçok piyojenik abse etkenine de etkilidir)
•   Klinik olarak 24-36 saat içinde hastanın klinik tablosunda düzelme olmazsa olgunun piyojenik abse olduğuna karar verilir
Klinik tablodaki   düzelme ağrı, ateş ve lökositozun gerilemesi ile izlenir
 
Karaciğer Abselerinde Doğal Seyir
•   Piyojenik abseler tedavi edilmedikleri takdirde %95-100 ölümcüldür
•   Ölüm genellikle rüptür ya da sepsise bağlıdır
•   Peritoneal ya da plevral kavite içine spontan rüptür, genellikle septik şok ve ölümle sonuçlanır
 
Karaciğer Abselerinde Doğal Seyir 2
•   Rüptür olasılığı absenin lokalizasyonu ve boyutları ile ilişkilidir
•   Büyük, anterior yerleşimli abseler ile sol lateral segmentte yer alan abseler daha kolay rüptüre olurlar
•   Nadiren absede, spontan drenaj (eksternal ya da intestinal) olabilir
 
Piyojenik Abselerde Tedavi 1
•   Piyojenik olgularda; absenin ve altta yatan hastalığın tedavi edilmesi gerekir
•   Tedavide intravenöz antibiyotikler ve drenaj uygulanır
•   Drenajdan önce 1-2 gün süreyle antibiyotik tedavisi uygulanması yararlı olabilir
•   Etkili drenaj perkütan olarak ya da cerrahi olarak uygulanabilir
 
Piyojenik Abselerde Tedavi 2
•   İdeal antibiyotiğin seçimi perkütan aspirasyonla elde edilen materyalin kültür-antibiyogramı ile yapılabilir
•   Hepatik malignitelerin sekonder enfeksiyonu ile oluşan abselerde drenaj ve antibiyotik tedavisi çoğu kez yetersiz kalır, bu gibi durumlarda tercih edilmesi gereken tedavi yöntemi karaciğer rezeksiyonu olmalıdır
 
Amip Abselerinde Tedavi
•   Abse rüptüre olmadıkça ya da sekonder bakteriyal enfeksiyon gelişmedikçe tedavide “amibisidal ilaçlar” kullanılır (medikal)
•   En iyi ilaç metranidazol
•   Alternatif diğer ilaçlar emetin (kardiyotoksiktir), dehidroemetin ve klorokindir
 
Amip Abselerinde Tedavi 2
•   Metranidozol’ün tedavi dozu 3x750mg/gün, bu doz 1-2 hafta süreyle uygulanır

•   Akut intestinal amebiasis tedavisinde de aynı dozda tedavi uygulanır
 
Amip Abselerinde Tedavi 3
•   Tedaviye başlandıktan sonraki 48 saat içinde klinik tabloda düzelme olmazsa; ya amip absesi değildir, ya da absede sekonder bakteriyel enfeksiyon gelişmiştir
•   Bu durumda drenaj planlanmalıdır
•   Perkütan yolla yapılan drenaj tanı ve tedavi için seçilecek yol olmalıdır
•   Sekonder enfeksiyon gelişmedikçe amip absesinin mortalitesi %5’ten azdır.
5
Bartholin bezi vajina girişinin her iki yanında sağlı sollu yer alan bezelye büyüklüğünde bir çift salgı bezidir. Vajina girişinde saat 4 ve 8 hizasındadırlar. Bartholin bezleri yaklaşık 2 santimetre uzunluğundaki ince bir kanal aracılığı ile kızlık zarının hemen önüne açılır.

 

Bartholin bezleri ilk olarak 18. yüzyılda Thomas Bartholin tarafından tarif edilmiştir. Salgıladığı sümüksü kıvamdaki kaygan bir sıvı vajina girişine dökülerek, vajina girişinin cinsel ilişki sırasında kaygan olmasını sağlar. Bezin içinde üretilen kaygan ve şeffaf sıvı cinsel uyarılmayla birlikte bezin kanalından geçerek vajina girişine boşalır.



 

Bartholin Kisti

Bartholin bezleri normalde gözle görülemez ya da elle hissedilemez. Ancak herhangi bir nedenle salgı bezinin ürettiği sıvıyı dışarıya taşıyan kanallarda tıkanıklık meydana gelir ise salgı dışarı akamaz ve bu sıvı birikir. Biriken salgı kanalın genişlemesine ve vajina girişinde içi sıvı dolu bir kitle oluşmasına neden olur. Biriken sıvı içeriği, ceraat içerdiğinde abse, yalnızca saydam salgı sıvısı içerdiğinde kist adını alır.

 

Bartholin Absesi

Kist herhangi bir nedenle enfekte olur ise bu durumda abse meydana gelir. Çoğu zaman öncesinde herhangi bir kist olmaksızın ilk belirti abse gelişimi olmaktadır.

Görülme sıklığı

Tüm kadınların yaklaşık %2'sinde yaşamlarının herhangi bir döneminde Bartholin kisti ya da absesi gelişir. Bartholin absesi kistten yaklaşık 3 kat daha fazla görülür. En sık 20-29 yaş arasında cinsel yönden aktif kadınlarda karşılaşılır.



Bartholin Bezi Kanseri

Bartholin kist ve apsesinin kanser olasılığı çok düşük olmasına rağmen tekrarlayan vakalarda bu olasılığı göz ardı etmemek ve bezin tamamını çıkarttıktan sonra mutlaka patolojik inceleme için göndermek gerekir. Bakirelerde de Bartholin kisti ve apsesi olabilir, bu kiste yapılan müdahale kızlık zarına hasar vermez.

Bartholin Absesi oluşum nedenleri

Bartholin bezinin kanalında tıkanmaya neden olan en önemli etken bakterilerle oluşan enfeksiyonlardır. Birçok bakteri Bartholin absesine neden olabilir. Barsak sisteminde normal olarak bulunan bakteriler olan Staphylococcus ve E. Coli ayrıca Klamidia ve Gonore gibi cinsel yolla bulaşan bakteriler de abse oluşumuna neden olabilir. Çoğunlukla birden fazla bakteri nedeniyle oluşur. Ayrıca vajina bölgesinden geçirilen cerrahi operasyonlar da abse gelişimine neden olabilir.

Belirti ve Şikayetler:

Sıklıkla dudaklarda büyüyen tek ve ya çift taraflı şişlik (Portakal büyüklüğüne ulaşabilir.)
Alt bölgede şiddetli ağrı  (Genellikle ağrı kesicilere yanıt azdır.)
Absenin olduğu yerde kızarıklık ve ödem
Yürürken, otururken ve cinsel ilişkide ağrı
Ateş ve diğer enfeksiyon bulgularıdır.
Eğer Bartholin kisti çok küçükse ve enfekte değilse hiçbir belirti vermeyebilir. Kist ya da abse sıklıkla tek taraflı olmakla birlikte nadiren her iki tarafta da görülebilir.

Tanı

Tanı için muayene yeterlidir. Görünüm tipiktir. Tanı için herhangi bir tetkik veya patoloji gerekmez. Biyopsi kanser şüphesi olan özellikle yaşlı hastalarda yapılmalıdır.

Önleme

Bartholin kisti oluşmasında etken olan vajinal akıntılar, enfeksiyonlar erken dönemde tedavi edilmelidir. Buna rağmen Bartholin kisti oluşursa, sıcak suya oturma banyoları, ağrı kesiciler, gerekirse antibiyotikler ile tedavi edilmeli, genital organların hijyene büyük özen gösterilmelidir. Bartholin absesi riskini azaltmak için kondom kullanımı arttırılmalı, genital organ temizliğine dikkat edilmeli, düzenli jinekolojik kontroller yapılmalı ve anormal bir durum varlığında hemen doktora başvurulmalıdır.

Tedavi

Belirgin bir şikayet yaratmayan küçük kistlerin tedavi edilmesi şart değildir. Kistin küçük olduğu ve şikayet olmadığı durumlarda günde 4-5 kez 10-15 dakika süreyle ılık oturma banyoları yararlıdır. Ancak büyük ve şikayete neden olan kistler mutlaka cerrahi (drenaj) olarak tedavi edilmelidir.

Bartholin absesi varlığında ise büyüklüğüne bakılmaksızın cerrahi tedavi uygulanır. Vücudun herhangi bir yerindeki tüm abselerde tedavi aynı olup absenin cerrahi boşaltılması şarttır. Absenin boşaltılması ile ağrı dramatik olarak azalır. Abse kendiliğinden patlayıp akmadığı sürece tedavisiz iyileşme nadirdir.

Cerrahi tedavide temel hedef mümkün olduğu kadar beze zarar vermemektir. Çünkü bez ilişki sırasındaki kayganlığı sağlayan sıvıyı sağladığı için bezin zarar görmesi durumunda vajinal kuruluk ve ilişkide ağrı oluşabilir. Ancak unutulmaması gereken diğer noktada cerrahi sonrası absenin %20 oranında nüksetmesidir.

Cerrahi teknikler

1-Apse Drenajı:

Ofis ortamında küçük abselerin tedavisinde en çok tercih edilen yöntemdir. Lokal anestezi altında yapılabilir. Bezen Word kateter uygulaması bazen de gümüş nitrat uygulaması ile kombine edilebilir.

Apse drenajı için önce apse yüzeyine lokal anestezik madde enjekte edilmelidir. Sonra vajina girişi iç yüzüne küçük bir insizyon (kesi) yapılmalıdır. Apse içindeki enfekte materyal tam olarak akıtıldıktan sonra, boş kalan apse kavitesine steril bir gaz ya da küçük bir kateter (Word kateteri) yerleştirilerek kavitenin açık kalması sağlanmalıdır. Böylece drenajı daha iyi olur. Apse boşluğuna gaz konmuşsa bu gaz 24-48 saat sonra çıkartılmalıdır. Kateter varsa bu kateter birkaç hafta bırakılırsa apsenin tekrarlama olasılığı azalır. Lokal anestezi apse yüzeyinde inflamasyonlu dokuda çok iyi sonuç vermez ve apse boşaltmak çok ağrılı olabilir. Bu durumda sedoanaljezi ile hastayı uyutmak daha konforlu olur.

Apse drenajından sonra antibiyotik tedavisi gereksizdir. Buna rağmen kültür sonucuna göre cinsel yolla bulaşan bakteriler ya da vajinal ve üriner bir enfeksiyon tespit edilirse antibiyogram sonucuna göre uygun antibiyotik kullanılmalıdır.

2-Marsupializasyon:

Özellikle genç hastalarda ve çok büyük olmayan abselerde ilk tercih edilen yöntemdir. Tekrarlama riski azdır. Bartholin apse ya da kisti açıldıktan sonra tekrar kapanmaması ve drenajin devamlı olması için kist duvarı cilt ile ağızlaştırılarak dikilir. Böylece hem bezin drenaji devam eder hem de yeniden kist formasyonu zorlaşır.

Müdahale sonrası bir süre cinsel ilişki, deniz ve havuza girmek kısıtlanır. Ayaktan duş serbesttir. Antibiyotik tedavisi ile kombine edilir.

 

 

 

3-Gümüş Nitrat Tedavisi:

Kist ya da apse drene edilir, boşaltılır, kist boşluğuna 0,5 cm eninde, 0,5 cm boyunda gümüş nitrat çubuğu yerleştirilir. Bu tedavide gümüş nitrat ile kese toparlanır, büzülür ve 24-48 saat içinde dışarı çıkar ya da doktor tarafından alınır. Absenin tekrarlamasını engellemek tamamen mümkün değilse de ameliyat sonrası kist boşluğuna konan gümüş nitrat ile tekrarlama ihtimali % 5-8‘ e kadar düşürülmektedir.

4-Bartolin Bezi Kistinin Tam Olarak Çıkartılması:

Çeşitli tedavi metotlarından sonra kist hala tekrarlıyorsa, Bartholin bezinin tamamı cerrahi tedavi ile ameliyathane şartlarında çıkartılmalıdır. Bartholin bezinin tamamı çıkartıldı ise daha sonra ilişki sırasında bitkisel menşeli vajinal lubrikanlar önerilmektedir. Daha çok orta yaşın üzerindeki bayanlarda tercih edilir.

5-Karbondioksit Laser Tedavisi:

Laser etkisi ile kist açılır, kist duvarı sıcak etkisi ile tahrip edilir, böylece tekrar bir kese oluşamaz.

6-Word Kateter:

Abse drenaj sonrası tekrarlama riskini azaltmak için kateter uygulamaları sıklaşmaya başlamıştır. Özelikle büyük abselerde önerilir. Kist ve abse sıvısını boşalttıktan sonra kese içerisinde tekrar sıvı birikmesini önlemek amacıyla oluşan boşluğa konur.



 

 

 

 

 

Balonlu kateter (Word Kateter) yerleştirilmesi daha basittir. İşlem sonrası hastaneye yatmaya gerek yoktur. Marsupializasyon tekniğine göre daha küçük kesi yapılır. 0.5-1.0 cm kesi yeterlidir ve dikişe konulmasına gerek yoktur. Süre olarak ta daha kısa sürmektedir.



0.5-1.0 cm’lik kesi yapıldıktan ve abse sıvısı boşaltıldıktan sonra Word Kateter içeriye yerleştirilir ve 3 ml. sıvı ile şişirilerek dışarı çıkması engellenir.

İşlem sonrası 4 hafta Word kateter içeride tutulur ve bu sürede kateterin ucunda sıvı akmaya devam eder. Müdahale sonrası bir süre cinsel ilişki, deniz ve havuza girmek kısıtlanır. Ayaktan duş serbesttir. Antibiyotik tedavisi ile kombine edilir.
6
Karın boşluğu içerisinde gelişen apseler intra-abdominal apse olarak adlandırılır.

İntra–abdominal apseler ya periton içerisinde (intraperitoneal) ya da periton dışarısında (retroperitoneal) gelişebilirler.

İNTRAPERİTONEAL APSELER

İntra-abdominal apse etiyolojisinde çok sayıda sebep olsa da en sık intra-abdominal apse nedenleri aşağıda görülmektedir.

A- Gastrointestinal sistem patolojileri

İçi boş organ perforasyonları (peptik ülser, ince ve kalın barsak perforasyonları)

Enfeksiyonlar (apandisit, divertikülit, kolesistit, pankreatit, İltihabi Barsak Hastalığı)

Vasküler tıkanmalar (mezenterik arter tıkanmaları)

B- Postoperatif komplikasyonlar

    Anastomoz kaçakları, unutulmuş safra taşları

C- Penetran ve künt karın travmaları

    Karın içi organ yaralanmaları

D- Genito-üriner enfeksiyonlar

APSE YERLEŞİMLERİ

Subfrenik, parakolik, sağ alt kadran ve pelvik apseler en sık görülen intra-abdominal apse yerleşimleridir (Şekil 2).

Tablo 1: Apse yerleşimleri ve sebepleri



Israr eden karın ağrısı, lokal hassasiyet, bacaklı ateş, uzamış ileus, lökositoz ve aralıklı polimikrobial bakteriyemi bulguları, intra-abdominal apseyi akla getirmelidir.

Enfeksiyonu düşündüren hematolojik parametreler (lökositoz, anemi, anormal trombosit sayısı, anormal karaciğer fonksiyonları) sıklıkla mevcuttur.

Tanı

Düz karın filmi
Ultrasonografi (US)
Bilgisayarlı tomografi (BT)
Manyetik Rezonans görüntüleme (MRI)
Sintigrafi
US veya BT ile püy aspirasyonu
TEDAVİ

Apsenin tümüyle drenajı, primer sebebin tedavi edilmesi ve ilave antibiyotiklerin kullanılmasından ibarettir.

Medikal tedavi: Antibiyotik tedavisi söz konusudur.

Cerrahi tedavi: İntra-abdominal apselerin kesin tedavisi apsenin drene edilmesidir.

Perkütan apse drenajı: Non operatif bir yöntem olup intra-abdominal apselerin çoğununun tedavisinde tercih edilmektedir. BT rehberliğinde perkütan kateter drenajı günümüzde standard tedaviyi oluşturur.

Açık apse drenajı: Perkütan drenajın başarısız veya uygunsuz olduğu intra-abdominal apselerde tedavi açık drenajdır.

Laparoskopik apse drenajı: İntra-abdominal apselerin drenajında açık yöntemin alternatifi olarak uygulanabilir.

RETROPERİTONEAL APSELER

Diafragmadan pelvise kadar uzanan geniş bir alan olan retroperitoneal boşluk ön ve arka bölümlere ayrılır. Ön bölümde pankreas, duodenum, çıkan ve inen kolon, arka bölümde ise adrenal, böbrekler ve perinefritik alan yer alır. İntraperitoneal apselere göre daha az görülürler.
7
Serbest Kürsü / PEKALA ÖLMÜYORMUYUZ
« Son İleti Gönderen: anahro Ekim 18, 2017, 10:50:52 ÖÖ »


Tasavvura değilde, tasavuffa sahibim   
Soyut'un ‘y'si seni yanıltır, beni asla.
Somutunda, soyutunda tek sahibi Rabbim
Soyut'un ‘y'si seni yanıltır, beni asla.

Diyorsun ki ahrette, tanrıda soyut kavramdır
Somut kavrama göre, bu düşünce tamamdır.
Dünyaya gelişimiz ahrete imtihandır.
Ölmemek için ,hangi güç bir nasıl imkândır.?

Nasıl şekillendirirsin aklını, canını.-
Ruhmu, canmı, kanmı sayarsın söyle kanını
Dirilt somut ölüyü, kullan somut imkânı
Ahiret; somut dünyanın soyut olan yanı.

Tasavvur yoksa eğer tasavvuf sanma yoktur.
Somut insanda, soyut deliller pek çoktur.
O Felsefeli aklında somut bağlantı kur.
Bir yerden sonra bitiyor değimli tasavvur.?


Haklısın, Var olanın görülmesi gerekir–
Ancak ahiret için ölünmesi gerekir.
Dönüşüne izin verirse Münker'le Nekir.
Benden daha iyi anlatırsın soyut nedir.

Bir sözün daha var ‘din korku psikolojisi..''
Tasavvur, tasavvuf deyince ölmüyormuyuz.?
Tasavvufsuz tasavvur, korku mitolojisi
Hırsla birbirimizi öldürmuyormuyuz.?



İzmir-17.04.2011



Orhan Afacan :ggg
8
CUMA HUTBELERİ / Allah'ı Unutanlar, Unutulurlar
« Son İleti Gönderen: Avon Ekim 06, 2017, 02:47:32 ÖS »
Peygamberimiz (s.a.s.), amcasının oğlu Abdullah’la birlikte yolculuğa çıkmıştı. Bir ara ona “Yavrum! Sana bazı tavsiyelerde bulunacağım. Bunları sakın aklından çıkarma!” buyurdu. Ardından bu genç sahabîye Rabbi ile arasındaki bağı asla koparmaması gerektiğine dair şu nasihatte bulundu: “Allah’ın hakkını koru ki, O da seni korusun. Allah’ın hakkını koru ki, O’nu her daim yanında bulasın. Bir şey isteyeceğin zaman Allah’tan iste. Yardım dileyeceğin zaman Allah’tan dile. Bil ki, bütün varlıklar sana yardım etmek üzere bir araya gelseler, Allah’ın dilediğinden başka yardımda bulunamazlar. Sana bir zarar vermek üzere elbirliği etseler, Allah’ın takdir ettiğinden başka bir zarar da veremezler.’” 

Aziz Müminler!
Hepimiz insanız. Hayat meşgalesinde kimi zaman komşumuzu, eşimizi-dostumuzu unutuyoruz. Kimi zaman akrabalarımızı, kardeşlerimizi, yetimleri, muhtaçları unutuyoruz. Kimi zaman kendimizi, çevremizi, sorumluluklarımızı unutuyoruz. Ancak bütün bunların ötesinde bir insan için en kötü olanı, yaratılış gaye ve hikmetini unutmasıdır. Asıl hüsran, kişinin Rabbini unutarak yaşamasıdır. Allah’la olan misakını, kulluk ahdini hiçe saymasıdır. Dünyanın fani olduğu gerçeğini unutarak hesabı, mizanı, ahireti göz ardı etmesidir. İşte Rabbimiz, kendisini unutanlardan olmamamız için bizleri şöyle uyarmıştır:
  “Allah’ı unutan, bu yüzden Allah’ın da kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın.”   “İşte onlar gerçekten yoldan çıkmış kimselerdir.”

Aziz Kardeşlerim!
Rabbimiz, görev ve sorumluluklarımızı öğretmek için bize Kur’an-ı Kerim’i gönderdi. Yüce Kitabımızın bir adı da Zikr-i Hâkim’dir. O, bize unutmamamız gerekenleri hatırlatan bir kitaptır. Bizim yolumuzu aydınlatan bir kandildir, bir rehberdir. Yeter ki biz ona sımsıkı sarılalım. Yeter ki ona gönlümüzü, zihnimizi, hayatımızı açalım. 

Rabbimiz, “Sen ancak bir uyarıcısın”  buyurarak müminlere kendisini hatırlatacak, doğru yolu gösterecek en güzel ahlaka sahip bir Peygamber gönderdi. Muhammed Mustafa (s.a.s)’i lütfetti. O, bize hak ve hakikatin, doğru ile yanlışın, iyi ile kötünün ne olduğunu öğretti. Yeter ki bizler, onun sünnetine tabi olalım. Onun eşsiz örnekliğinden ayrılmayalım. Hayatımızı, onun rahmet yüklü mesajlarıyla bereketli kılalım.

Namazımız, kurbanımız, haccımız, zekâtımız, orucumuz, hâsılı bütün ibadetlerimiz, her daim Rabbimizi hatırlayalım diye emredildi. Yeter ki bizler, ibadetlerimizin bizi Rabbimize yakınlaştırdığını, O’nun katında bizi değerli kıldığını unutmayalım.

Kıymetli Kardeşlerim!
Allah’ı unutarak yaşayanları Allah da hem dünyada hem de ahirette unutacaktır. Bu dünyada kendisine nankörlük edenleri Allah, o büyük günde rahmetinden mahrum bırakacaktır. Dünyanın esiri olanlara, Allah’ın merhametinden başka hiç bir sığınağın olmadığı mahşer gününde şöyle seslenilecektir: “Siz bu günü yaşayacağınızı nasıl unuttuysanız biz de bugün sizi unutuyoruz. Şüphesiz varacağınız yer, ateştir. Size yardım edecek kimse de yoktur.” 

Kardeşlerim!
Geliniz! Şu kısacık hayatımızda Rabbimize, ailemize ve çevremize karşı sorumluluklarımızı unutup ihmal etmeyelim. Bize düşenin, Allah’ın rızasına uygun yaşamak olduğunu unutmayalım. Varlık gayemizin, o büyük güne hazırlanmak olduğunu hatırımızdan çıkarmayalım. Rabbimizin nimetlerine karşı şükran ifademiz olan ibadetlerimizi aksatmayalım. O’nun her an bizi gördüğü, her davranışımızı bildiği, her sözümüzü duyduğu bilinciyle yaşayalım. Ebedi huzurun, Allah rızası doğrultusunda geçirilen bir ömre bağlı olduğunu unutmayalım.

Kardeşlerim!
Hutbemi, Rabbimizin Kuran’ı Kerim’de bizlere öğrettiği şu dualarla bitiriyorum:

“Rabbimiz! Unutur ve hata edersek bizi sorumlu tutma!” 
“Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok ki, lütfu bol olan yalnız sensin.”

“Rabbimiz! Günahlarımızı affet, kötülüklerimizi ört, ruhumuzu iyilerle beraber al! Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığıyla bize vaad ettiklerini ver; kıyamet gününde bizi rezil etme! Sen asla sözünden caymazsın.”
9
CUMA HUTBELERİ / Cami, Şehir ve Medeniyet
« Son İleti Gönderen: Avon Eylül 29, 2017, 03:22:36 ÖS »
CAMİ, ŞEHİR VE MEDENİYET

Geliniz! Bugünkü hutbemizin başında yarın idrak edeceğimiz Âşûre gününü ve asırlardır hepimizi hüzne boğan Kerbelâ’yı yâd edelim. Şehitlerin ser çeşmesi, cennet gençlerinin efendisi, Allah Resûlü’nün iki güzide torunundan biri, müminlerin gözbebeği Hz. Hüseyin’i hayırla analım. Bu vesileyle Resûl-i Ekrem Efendimize ve onun ehl-i beytine salât ve selam gönderelim.

Kardeşlerim!
Geliniz! Bugünkü hutbemizde bir de camiyi ve çeyrek asrı aşkın bir süredir kutladığımız Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nı hatırlayalım. Camiyi yeniden şehrin kalbine, hayatın merkezine yerleştirmenin, medeniyetin beşiği haline getirmenin yollarını arayalım. Mescidin, mabedin, hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşünelim.

Aziz Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, hutbemizin başında okuduğum âyet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yolda olmaları umulanlar bunlardır.” 
Peygamber Efendimiz (s.a.s) de hutbemizin başında okuduğum hadis-i şerifte şöyle buyuruyor: “Şehirlerin Allah’a en sevimli olan mekânları camilerdir.”

Aziz Müminler!
Camiler, İslam medeniyetinin kalbidir. Medeniyetimizde hiçbir şehir, camisiz, mabetsiz düşünülemez. Peygamberimiz (s.a.s.), Medine’ye vardığında ashabıyla birlikte Medine’nin kalbine derhal Mescidi Nebevi’yi inşa etmiştir. Mescid-i Nebevi, Medine’nin merkezi, medeniyetin beşiği olmuştur. İlim, irfan, ahlak, adalet, sevgi, saygı, şefkat, merhamet gibi değerler, dünyanın dört bir yanına dalga dalga bu kutlu mekândan yayılmıştır. O günden bugüne İslam beldeleri, camilerin etrafında şekillenmiştir. Hâsılı cami, şehrin ruhu olmuştur.

Kıymetli Kardeşlerim!
Biz müminler için hayattır cami. Zira camide yalnızca Allah’a kul olmanın, sadece O’nun huzurunda eğilmenin hazzını iliklerimize kadar hissederiz. Camiler, bizi hayatın bitmek bilmeyen hengâmesinden çekip alır. Manevi iklimiyle yeni bir şuur kazandırarak tekrar hayata katar. Duygu ve düşüncelerimizi ilmek ilmek dokuyarak bizi eğitir. Bu yönüyle camiler bizim için her daim bilgi ve hikmet, ilim ve ahlak mekânlarıdır. Rabbimizi, Dinimizi, Kitabımızı, Peygamberimizi, kardeşliğimizi ve hayatı öğrendiğimiz mekteplerdir.

Camiler, Rahman’ın huzurunda kalplerimizi birleştiren yerlerdir. Camiler, omuz omuza saf tutarken, birlikte kıyam ederken, rükû ve secdeye varırken sahip olduğumuz birlik ruhunu toplumumuza taşıyalım diye inşa edilir. Camilerimiz, elinden ve dilinden emin olunan “güvenilir mümin”, kendisine gıpta edilen “örnek insan” şuurunu evlerimize, mahallelerimize, ülkemize ve insanlığa taşıyalım diye yapılır. 

Muhterem Kardeşlerim!
Camiler, varlığıyla İslam beldelerinin bağımsızlığının göstergesidir. Minaresiyle tevhidin sembolüdür. Ezanlarıyla şehadetin ifadesidir. Salâlarıyla bir milleti dirilten ve ayağa kaldıran merkezlerdir. Minberleriyle ilim, hikmet ve marifetin mekânıdır. Kürsüleriyle hak ve hakikatin sesidir. Mihraplarıyla gönlümüzü esir almaya çalışan günahlara, öfke, kin, nefret gibi her türlü kötülüğe karşı bir mücadele yeridir.

Kıymetli Kardeşlerim!
Diyanet İşleri Başkanlığımız, Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın bu seneki temasını “Cami, Şehir ve Medeniyet” olarak belirlemiştir. Hafta boyunca düzenlenecek çeşitli etkinliklerle caminin bir müminin hayat bulması, bir şehrin ruh kazanması, bir medeniyetin ortaya çıkmasındaki önemine vurgu yapılacaktır. Camiyi asr-ı saadetteki fonksiyonuna kavuşturmanın, müminler olarak hepimizin görevi olduğu yeniden hatırlatılacaktır. 

Bu vesileyle Camiler ve Din Görevlileri Haftası’nın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Camilerimize hizmeti geçmiş ve dâr-ı bekâya irtihal etmiş bütün kardeşlerimize Yüce Rabbimizden rahmet, hayatta olanlara sağlık ve huzur diliyorum. Rabbimiz gönüllerimizi, zihinlerimizi, bedenlerimizi camiden ayırmasın. Şehadetleri dinin temeli olan ezandan bizleri mahrum bırakmasın.   
10
DİNİ GENEL KONULAR / DİNDAR KELİMESİNDEN SİZLER NE ANLIYORSUNUZ?
« Son İleti Gönderen: halukgta Eylül 24, 2017, 12:44:08 ÖS »
Günümüzde çok konuşulan bir kelime vardır, DİNDAR OLMAK. Peki, bizler bu kelime ile neyi kast ettiğimizi, gereği gibi biliyor muyuz? Önce şunu hatırlatmak isterim, dindar kelimesi Kur’an da geçmez. Bu kelime, Arapça “din” kelimesi ile Farsça “tutan, sahip olan” anlamlarına gelen “dar” kelimesinin birleşimi ile dilimize girmiştir. Dilimize Arapçadan ve Farsçadan giren birçok kelime vardır, ama dilimizde tam karşılığı olmadığından rahatlıkla kullanırız. Bu kelime bizim dilimiz de, çok daha farklı bir anlama gelmektedir. Bizler bu kelimeye, günümüzde şu anlamı veririz.

“Dini inancı güçlü, Allah a inanmış, dinini eksiksiz yerine getiren, din kurallarına bağlı.”

İlginçtir bu kelime, bizim dilimizde DİN ve DAR kelimesiyle birleşik söylendiğinde çok farklı anlama geliyor. Bunu neden sorgulamıyoruz, tedirgin olmuyoruz doğrusu ben anlayamıyorum. Çünkü din kelimesinin anlamı ALLAH IN BUYRUKLARI, EMİRLERİ anlamında, dar kelimesinin anlamı da, İÇİNE ALACAĞI ŞEYE ORANLA, ÖLÇÜLERİ YETERSİZ OLAN ANLAMINDADIR. İki kelimeyi birleştirdiğinizde ise nasıl olurda bugün verdiğimiz anlamı alır, bunu doğrusu anlamakta zorluk çekiyorum. Allah dininde darlık değil bolluk, kolaylık vermiş ve yemin ederek, bu kitabı sizler için kolaylaştırdım demiştir.

Bizler toplum olarak, dindar bir toplum yetiştirmeliyiz deriz. Din inancı güçlü, dinini Kur’an dan eksiksiz yaşayan, Allah ın koyduğu kurallara bağlı bir nesilden bahsediyorsak, elbette buna hiç kimsenin itirazı olamaz. Peki, bugün günümüzde din nasıl yaşanıyor ve algılanıyor? Dindar kelimesinden toplum ne anlıyor? DİNİNİ EKSİKSİZ, DİN KURALLARINA BAĞLI YAŞAMAK SÖZÜNDEN, BİZLER NE ANLIYORUZ BURASI ÖNEMLİ.

Eğer bizler bu sözden, Allah ın sizleri sorumlu tutacağım dediği Kur’an ın hükümlerini anlıyor da, asla batılın, hurafenin, emin olamayacağımız bilgilere sapmadan imanımızı yaşamak diye anlıyorsak, buna bende katılıyorum ve dindar bir nesil yetiştirilmesini, yürekten onaylıyorum.

Bizler acaba, dindar nesil yetiştirmek sözüyle ne anlıyoruz? Eğer Allah a, Kur’an a iman ettiğimizi söyleyip, Allah ın sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın, kâfirlerden olursunuz sözlerine rağmen, Kur’an açık ve anlaşılır değildir, her bilgide zaten Kur’an da yoktur sözlerine inanırda, beşerin din adına koyduğu FIKIH inancını din diye yaşarsak, işte o zaman dindar kelimesini yanlış amaçlarla kullanmış ve de DİNİDAR kişilere dönüşmüş oluruz. Bu toplum için büyük tehlikedir.

Bizlere dini anlattığını zanneden bir müftü, sosyal paylaşımlardan şöyle bir açıklamayla iftira atmış saygısızlık yapmış, başını örtmeyen kadınlara. “MAĞAZALARDA AMBALAJI AÇILMIŞ, TEŞHİR ÜRÜNLERİ, HEP YARI FİYATINA SATILIR. ANLAYANA…” İşte böyle zihniyetler, dini kendi kafalarında daraltarak, Allah ın asla koymadığı bir kuralı, açıkça vermediği bir hükmü toplumda arayarak, bunu yerine getirmeyenlere de, böyle saygısızlık yapabiliyor ve insanların inancını bu şekilde yargılayabiliyor. Bu ve buna benzer insanlar, bizlerin anlam verdiği dindar kişiler değil, ancak DİNİDAR insanlar olabilir.

Kadını ambalajlanmış bir insan olarak gören bu kişi, acaba kendisini nasıl görüyor. Yine tesettürlü, toplum tarafından tanınan bir bayan, başı örtülü kendileri gibi tesettürlü olmayan kadınları, KABUĞU SOYULMUŞ DOMATESE BENZETMİŞTİ. Bu zihniyetler, kendileri gibi düşünmeyen, inanmayanlara karşı nasıl bir tavır aldıklarının ve nasıl saygısızlık yapabildiklerinin çok açık örneğidir. Kadın ister başı açık olsun, ister kapalı olsun, hiç kimsenin saygısızca bir söz söyleme hakkı yoktur. Saygısızlık yapan, saygısızca karşılık bulacaktır. Sizce bu ve bunun gibiler, bizlerin dindar diye bahsettiğimiz kişiler olabilir mi? Kendisi gibi yaşamayan, kendisi gibi düşünmeyen ve inanmayan kişilere, her türlü saygısızlığı hak gören insanlar, sizce bizim düşündüğümüz anlamda dindar olabilir mi? Böyle insanlara dindar dersek, dindar kelimesinin anlamını tahrif etmiş oluruz. Bir atasözü vardır hatırlatmak isterim. “ MÜMİNLERİN İMAN YÖNÜNDEN EN FAZİLETLİSİ, AHLAKÇA EN İYİ OLANIDIR.”

Bizler Kur’an dan o kadar uzaklaştık ki, kendi ellerimizle bir din yarattık adeta. Yarattığımız inançlarımıza uymayanları da öteledik, dışladık. Allah ın Kur’an da emrettiği kanunlarını, yeterli görmedik. Öyle olunca da toplum olarak birbirimizle hep kavgalı olduk. Öyle giyinmeyeceksin, şöyle giyineceksin kavgaları ile boşa geçirdik yıllarımızı. Allah, özellikle bizlerden ne istiyor diye sormayı inanın unuttuk. Beşerin kanunları her şeyin önüne geçti. TAKVA NEDİR BİLMEZ OLDUK. Öyle olunca da ilgisiz şeylerle uğraştık. NAMUS VE İFFETİMİZE, ALLAH IN TAKVA ELBİSESİNİ GİYDİRMEK YERİNE, BEŞERİ KIYAFETLER GİYDİRDİK. Allah ın bu konudaki bir uyarısını hatırlatmak istiyorum, belki faydası olur diye.

Araf 26: Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek giysi, süslenecek elbise indirdik. TAKVÂ ELBİSESİ... İŞTE O DAHA HAYIRLIDIR. Bunlar Allah'ın ayetlerindendir, belki düşünürler. (Bayraktar Bayraklı meali)

Ne dersiniz, hangimiz takva sahibi olma çabası içindeyiz? Allah ın kadın, erkek ve tüm canlılar için zaten örtü olarak verdiği saçın, örtülüp örtülmeyeceğini tartışıyoruz. BİR KONU DİN ADINA TARTIŞILIYORSA TOPLUMDA, LÜTFEN UNUTMAYALIM, O ALLAH EMRİ DEĞİLDİR. ÇÜNKÜ ALLAH AYETLERİNİ MUHKEM, YANİ TARTIŞILMASI MÜMKÜN OLMAYACAK ŞEKİLDE AÇIK VE NİCE ÖRNEKLERLE AÇIKLANMIŞ, İZAH EDİLMİŞ OLARAK GÖNDERDİĞİNİ SÖYLÜYOR. Ama bu arada takva, yani Allah ın açıkça koyduğu kanunlarına uyup, günahtan sakınma çabamız, ne yazık ki göz ardı edildi. Kadında başın örtülmesi namus ve iffetli kadının simgesi oldu. Tabi sonucunu da hep birilikte görüyoruz. Başı türbanlı ve tanınmış dindar diye adlandırılan bir bayan basına, BEĞENDİĞİM ERKEKLE İMAM NİKÂHI YAPAR, BİRLİKTE OLURUM, diye beyanat veriyorsa, bu kişiye siz türban takıyor diye, dindar diyebilir misiniz? Dindarlığın simgesini türban yaparsak, toplum olarak sonuçlarına katlanmasını bilmeliyiz.

Eğer bizler dinimizi Kur’an merkezli yaşamayıp, beşeri bilgilerle dini farklı bir mecraya hapsederek, daraltarak yaşarsak, asla bizim anlamını günümüzde verdiğimiz dindar olamayız. Böyle olan kişiler, toplumlar ancak, DİNİDAR kişi olabilir. Yani inancını hapsetmiş, daraltmış, Allah ın yolundan sapmış anlamında olur.

Allah dinde zorlayıcı, yaşamımızı daraltıcı hükümler vermemiş, yanlışa sapmamamız için uyarılarda bulunmuştur. Onun içindir ki dilimizde yanlış anlama gelebilecek, din ve dar kelimesini yan yana kullanmak ve buna Kur’an i bir anlam vermek, bana doğru gelmiyor. BİZLER ALLAH IN KANUNLARININ ÖZÜNE İNEMEDİK, BUNU YAPAMADIĞIMIZ İÇİN KENDİMİZİ AVUTUYORUZ.

Elbette yılların kabul ettiği dindar kelimesini, değiştirmek amacında değilim. Amacım, bu kelimeye verilen anlamı Kur’an ile sorgulamak ve günümüzde yaşanan İslam ın, bu kelimeye verilen anlamla asla uyuşmadığını hatırlatmaktır amacım.

Eğer bizler inancımızı Kur’an sınırlarında yaşamazda, rivayet, sanı ve ataların sözleri, inançları ışığında yaşarsak, Allah ın dinini, yol ve yöntemini daraltmış ve başka yollara sapmış oluruz. Lütfen DİNİDAR değil, DİNİBÜTÜN olalım. YALNIZ KUR’AN IN BÜTÜNLÜĞÜNDE BİRLEŞELİM, ama hiç kimseyi ötelemeden, inancına saygısızlık yapmadan. Kim bilir kıyafetine bakarak, karşımıza aldığımız kişi, belki Allah katında bizden takvaca daha üstündür. Unutmayalım, Allah açıkça hükmünü vermiş ve BİZLERİ KUR’AN DAN HESABA ÇEKECEĞİNİ BİLDİRMİŞTİR. ONUN İÇİN KUR’AN DIŞINA, ASLA ÇIKMAYALIM.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK


https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel
http://halukgta.blogcu.com/
http://kuranyolu.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/

Sayfa: [1] 2 3 ... 10
Seo4Smf 2.0 © SmfMod.Com | Smf Destek