Tesettür Forum

Gönderen Konu: Ezan Okunduğu Zaman “Aziz Allah Şefaat Ya Resulullah” Demek Ne Kadar Doğru?  (Okunma sayısı 64324 defa)

Eylül 01, 2009, 04:01:53 ÖÖ
Yanıtla #15
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 4139
Mart 12, 2012, 04:30:23 ÖS
Yanıtla #16
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
Merhabalar,
Allah kelamı Kuran-i Kerim'de, benim tespit ettiğim 3 ayette, kıyamet günü tek şefaatin sadece ve sadece Allah'tan geleceği yazıyor. Bu ayetler, En'am suresi 51nci ayet, Meryem suresi 87nci ayet, ve Bakara suresi 254ncü ayetlerdir.

Bu ayetlerin Elmalılı Hamdi tarafından yapılan mealleri de şöyledir;

Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Öyle ki, kendileri için O'nun huzurunda ne bir dost ne de bir şefaatçı vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlar. (6/ 51)

Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman'ın huzurunda toplayacağımız gün, suçluları da susuz olarak cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'ın katında bir söz almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamayacaklardır. (19/ 85-87)

Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. Kafirler ise hep o zalimlerdir. (2/ 254)

Şimdi, değerli arkadaşım. Bana peygamberlere ya da velilere, din adamlarına vs. şefaat etme yetkisinin tanındığını gösteren bir kanıt gösterebilir misiniz? Bu kanıt Allah Kelamından başkası olursa, tarafımdan kabul görmeyecektir. Zira, ben size şefaat edecek olanın sadece Alemleri yaradan Allah-u Teala olduğuna dair 3 adet Allah kelamı ayet gösterdim kanıt olarak.

Cevabınızı bekliyorum.

Allah cümlemizi sadece kendisine ibadet eden halis kullarından eylesin. Allah gariban Müslümanların kanını emen din tacirlerini ve münafıkların şerrinden cümlemizi muhafaza eylesin.

Amin.
Haziran 26, 2014, 07:01:08 ÖS
Yanıtla #17
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 1
“DUA: Esasen davet gibi çağırmak mânâsına masdardır. Sonra küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya meydana gelen talep ve niyaz mânâsına âdet olmuş ve isim olarak da kullanılmıştır ki dua dinledim, dua okudum denir. Duanın  hakikati, kulun, şanı yüce olan Rabbinden mütevazi bir şekilde medet, ihtimam ve yardım dilemesidir.” Hak Dini Kur’an Dili – Bakara 186 Tefsiri

"Rabbiniz buyurdu ki: “Bana DU EDİN, size icâbet edeyim (duânıza cevab vereyim)! Şübhesiz benim İBÂDETİMDEN (yüz çevirip) kibirlenenler, yakında zelîl olan kimseler olarak Cehenneme gireceklerdir!”" Mü'min 60
"Hak duâ ancak onadır, ondan başka yalvarıp durdukları ise onları hiç bir şeyle icabet etmezler, onlar ancak ağzına gelsin diye suya doğru iki avucuna açana benzer ki o, ona gelmez, kâfirlerin duâsı hep bir dalâl içindedir" Ra'd 14

Dua Allah'tan başka hiçkimse veya hiçbir şeye yapılmaz. Dua yalnız Allah'adır. Şefaat istenecekse de yine Allah'dan istenmelidir.
örneğin:
"Âmânın biri Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’na gelerek “Bana afiyet vermesi için Allah’a dua et” der. Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ona “Dilersen dua ederim. Dilersen sabredersin. Bu senin için daha hayırlıdır” der. Âmâ da “dua et” diye ısrarını bildirir. Bunun üzerine Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem ona güzel bir şekilde abdest alıp şu duayı söylemesini emreder.
“Allahım sana peygamberin rahmet peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ile yöneliyorum. Ey Hacetimin giderilmesi için seninle Rabbime yöneliyorum. Allahım! Benim hakkımda onu şefaatçi kıl!” Adam denileni yapar ve gözleri açılır. Hadiste görüldüğü gibi Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem’ndan dua talebi vardır. Aynı zamanda Allah’ın peygamberinin duasını kabulü için âmâ da dua etmekte “Allahım! Benim hakkımda onu şefaatçı kıl” demektedir."
Merhabalar,
Allah kelamı Kuran-i Kerim'de, benim tespit ettiğim 3 ayette, kıyamet günü tek şefaatin sadece ve sadece Allah'tan geleceği yazıyor. Bu ayetler, En'am suresi 51nci ayet, Meryem suresi 87nci ayet, ve Bakara suresi 254ncü ayetlerdir.

Bu ayetlerin Elmalılı Hamdi tarafından yapılan mealleri de şöyledir;

Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Öyle ki, kendileri için O'nun huzurunda ne bir dost ne de bir şefaatçı vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlar. (6/ 51)

Takva sahiplerini bir heyet halinde Rahman'ın huzurunda toplayacağımız gün, suçluları da susuz olarak cehenneme sevk edeceğiz. Rahman'ın katında bir söz almış olan kimseden başkaları şefaate malik olamayacaklardır. (19/ 85-87)

Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. Kafirler ise hep o zalimlerdir. (2/ 254)

Şimdi, değerli arkadaşım. Bana peygamberlere ya da velilere, din adamlarına vs. şefaat etme yetkisinin tanındığını gösteren bir kanıt gösterebilir misiniz? Bu kanıt Allah Kelamından başkası olursa, tarafımdan kabul görmeyecektir. Zira, ben size şefaat edecek olanın sadece Alemleri yaradan Allah-u Teala olduğuna dair 3 adet Allah kelamı ayet gösterdim kanıt olarak.

Cevabınızı bekliyorum.

Allah cümlemizi sadece kendisine ibadet eden halis kullarından eylesin. Allah gariban Müslümanların kanını emen din tacirlerini ve münafıkların şerrinden cümlemizi muhafaza eylesin.

Amin.



Şefaat konusu 3 ayetle hüküm çıkartılabilecek bir konu değil.
"De ki: Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz." Zümer 44
"Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet onların yüreklerinden korku giderilince: Rabbiniz ne buyurdu? derler. Onlar da: Hak olanı buyurdu, derler. O, yücedir, büyüktür." Sebe' 23
"Gökleri, yeri ve bunların arasındakileri altı günde (devirde) yaratan, sonra arşa istiva eden Allah'tır. O'ndan başka ne bir dost ne de bir şefaatçınız vardır. Artık düşünüp öğüt almaz mısınız?" Secde 4
"Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını da, yapacaklarını da) bilir. Allah rızasına ulaşmış olanlardan başkasına şefaat etmezler. Onlar, Allah korkusundan titrerler!" Enbiyâ  28 
"O gün, Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığından başkasının şefaati fayda vermez." Tâ-Hâ  109 
"O gün Rahman (olan Allah)'ın nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefaata güçleri yetmeyecektir."  Meryem  87 
"Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra da işleri yerli yerince idare ederek arşa istiva eden Allah'dır. Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçı olamaz. İşte O Rabbiniz Allah'tır. O halde O'na kulluk edin. Hala düşünmüyor musunuz!" Yûnus  3 
"Andolsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefaatçılarınızı da yanınızda göremeyeceğiz. Andolsun, aranız açılmış ve (tanrı) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir." En'am 54
"Ve bir günden sakının ki, o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler"  Bakara  123 
"Allah, O'ndan başka tanrı yoktur; O, hayydir, kayyumdur. Kendisine ne uyku gelir ne de uyuklama. Göklerde ve yerdekilerin hepsi O'nundur. İzni olmadan O'nun katında kim şefaat edebilir? O, kullarının yaptıklarını ve yapacaklarını bilir. (O'na hiçbir şey gizli kalmaz.) O'nun bildirdiklerinin dışında insanlar O'nun ilminden hiçbir şeyi tam olarak bilemezler. O'nun kürsüsü gökleri ve yeri içine alır, onları koruyup gözetmek kendisine zor gelmez. O, yücedir, büyüktür." Bakara 255
"Dinlerini bir oyuncak ve bir eğlence edinen ve dünya hayatının aldattığı kimseleri (bir tarafa) bırak! Kazandıkları sebebiyle hiçbir nefsin felakete duçar olmaması için Kur'an ile nasihat et. O nefis için Allah'tan başka ne dost vardır, ne de şefaatçı. O, bütün varını fidye olarak verse, yine de ondan kabul edilmez. Onlar kazandıkları (günahlar) yüzünden helake sürüklenmiş kimselerdir. İnkâr ettiklerinden dolayı onlar için kaynar sudan ibaret bir içecek ve elem verici bir azap vardır." En'am 70
"Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir."   En’âm  94
"Ve öyle bir günden korunun ki, kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez, kimseden şefaat da kabul edilmez, kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz." 2:48
« Son Düzenleme: Haziran 26, 2014, 07:06:40 ÖS Gönderen: pronefroz »