Tesettür Forum

Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, şifrenizi ve aktif kalma süresini giriniz
Gelişmiş Arama  

Haberler:

Sayfa: [1]

Gönderen Konu: Mekke'nin Fethi  (Okunma sayısı 1839 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

sahra cold

  • Yeni Üye
  • *
  • Çevrimdışı Çevrimdışı
  • Cinsiyet: Bayan
  • İleti: 4714
  • ........
Mekke'nin Fethi
« : Aralık 31, 2011, 03:04:41 ÖS »

Mekke 01 Ocak 630 Yılında Fethedilmiştir. 01 Ocak 2012 tarihi, Mekke'nin Fethi'nin 1382.yılının sene-i devriyesidir. O geceyi Mekke’nin Fethi’nin manevi özelliğine uygun bir şekilde değerlendirmeliyiz.Mekke’nin Fethinin yıldönümünde kendimizi her türlü kötülükten,yanlıştan arındırarak,nefsimizi terbiye edip,kendi fethimizi de gerçekleştirmeliyiz.

         Müslümanlarla Mekkeli Müşrikler arasında yapılan Hudeybiye Antlaşması gereği; Mekkeli Müşriklerin müttefiki olan Beni Bekir kabilesi bu antlaşmaya aykırı biçimde, Müslümanların himayesindeki Beni Huzaa kabilesine saldırmıştır.Mekkeli Müşriklerin iki yıl geçmeden Hudeybiye antlaşmasını bozarak Beni Huzaa’ya düzenledikleri saldırıyla 23 kişiyi öldürmüşlerdir. Hz.Peygamber (s.a.s.) Efendimiz,Müşriklere, yapılan bu saldırının diyetinin ödenmesini,aksi halde aralarındaki Hudeybiye Antlaşması’nın geçersiz olacağını belirtmek üzere elçi göndermiştir.Müşrikler, elçiye olumsuz cevap vermişlerdir.Bunun üzerine Fetih Sûresinde müjdelenen Mekke’nin fethinin tarihi bu olayla belirlenmiştir

         Peygamberimiz Hz Muhammed(s.a.s.) hazırlıklarını tamamladıktan sonra 10.000 kişilik bir ordu ile yola çıkmıştır.Mekke’ye 16 km uzaklıktaki Merrüzzahran’da ordu konaklamıştır.Hz Muhammed(s.a.s.)’in emri ile binlerce meşale yakılmıştır.Bu durumu gören Müşrikler tedirgin olmaya başladıklarından,Ebu Süfyan başkanlığında birkaç kişiyi gözcü olarak göndermişlerdir.Müşriklerin gönderdikleri gözcüler,Müslüman gözcüler tarafından yakalanmışlar ve Resulullah (s.a.s.)’in yanına götürülmüşlerdir.Ebu Süfyan’ın Müslüman olması üzerine,Peygamberimiz Hz Muhammed(s.a.s.):”Kâbeye sığınan,Ebu Süfyan’ın evine sığınan,evinden çıkmayan güvendedir.” İlanını Mekke’ye ulaştırmalarını söyleyerek,yakalanan gözcüleri serbest bırakmıştır. Hz Muhammed(s.a.s.) orduyu dört kola ayırmış,zorda kalmadıkça bir saldırıda bulunmamalarını emretmiştir. Müslümanlar bir direnişle karşılaşmadan Mekke’ye girmişlerdir.

           Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) Kabe’yi putlardan temizlemiştir.Bilâl-i Habeşi’ye ezan okumasını söylemiştir.Kimsenin burnu bile kanamadan Mîladi 630 yılında Mekke Fethedilmiştir.Mekke yeniden Tevhid bayrağının merkezi olmuştur.

YIL BAŞI KUTLAMALARI
           
Yılbaşı münasebetiyle bilerek,isteyerek ve gönülden niyetlenerek hediyeleşme,hindi alıp satma, tebrikleşme, yılbaşı programları için sipariş edilen davetiye, kart vb. imal etme kesinlikle caiz değildir.Hatta isteyerek ve benimseyip kutlamak Müslüman'ı en azından büyük günaha ,daha da vahimi Allah korusun küfre kadar götürecek bir durumdur. Onun içindir ki Müslüman Yılbaşını kesinlikle kutlayamaz ve kutlamamalıdır.O günü diğer günlerinden bir gün olarak yaşamalıdır.Mîladi Yılbaşı, tarih başlangıcı olarak Müslümanlara ait değildir, Hıristiyanlara aittir.Dünya ya entegre olup yapılacak işlerde karışıklık olmaması için Mîladi takvimin kullanılmasında bir sakınca yoktur. Aslında kış gün dönümünü kutlama âdeti çeşitli Asya ve Avrupa putperest (pagan) topluluklarında vardı. Tarihî kayıtlara uygun olmadığı halde Hz. İsa´nın doğduğu gün kilise tarafından 25 Aralık´a çekildi, eskiden beri yapılmakta olan kutlamaların Hıristiyanlığa dahil edilmesi hedeflendi. Ancak zaman içinde bu kutlamaya katılan diğer kiliseler aynı tarihte birleşmedi, farklı tarihleri benimsediler. Yılbaşında yapılan Noel Yortusuna (Hıristiyanlığa mahsusu bir âyine) adı karıştırılan Noel Baba olarak adlandırılan (Aziz Nichola, Santa Claus) aslında; yani tarihî bir şahıs olarak bir Hıristiyan azizi (ermişi) dir.

           Zaman içinde bu azizin tarihi kimliği değiştirilmiş, kendisiyle ilgili birçok efsâne uydurulmuş ve ilk defa 17. asırda Almanya´da Noel Yortusuna karıştırılmış, daha sonra bu uygulama Hıristiyan dünyasına yayılmıştır. Hadis-i Şerifte: "Kim herhangi bir kavme(gruba) benzeşirse o da onlardandır." buyurulmuştur. Özellikle bu hadis-i şerif çok önemli psiko-sosyal gerçeklere işaret eder. Şeklî benzeşmenin sonucu, itikadî benzeşmeye götüreceğini anlatır. İbn Haldun da konuyla ilgili olarak önemli tarihi gerçeklere parmak basar. Mağlupların, galipleri taklit etme psikolojisi yaşadıklarını anlatır. İnsan ancak sevdiğini, takdir ettiği ve büyük gördüğünü taklit eder. Şeklî taklit itikadî taklide götürür. Bu ilmi gerçeğe de dikkat çektikten sonra genel bir fıkhî kaideyi hatırlatıp, mesele hakkında âlimlerimizin istin batlarını (bir kısmını verdiğimiz naslardan çıkardıkları hüküm-leri) nakledeceğiz. İttifakla kabul edilen bu fıkhî kaide şudur: "Müslüman'ın, bir başka dinin şiarı (alameti farikası) olan bir fiili kendi ihtiyarı ile yapması küfürdür." Yılbaşı v.b. kutlamalar, alimlerimizce başka dinlerin ve inanç sistemlerinin şiarları olarak görülmüş ve bu konudaki hüküm ona göre verilmiştir. "Onların çoğu şirk koşmaksızın Allah´a iman etmezler."(Yusuf Sûresi Ayet : 12/106)

           Allah´a inandığını söyleyenlerin de şirk koşuyor olabileceklerini, ya da şirk koşanların da Allah´a inandıklarını söyleyebilecekleri âyet-i kerimeden açıkça anlaşılmaktadır.Arabistan halkında tek tanrı inancı vardı;ancak çeşitli şekillerde Allah'a ortak koşuyorlardı.Müşrikler "Allah’a yaklaşmak için putlara tapıyoruz derlerdi" Bu ve benzeri inanç ve anlayışların tamamının yanlışlığı vurgulanmıştır. Hülâsa: 1- Yılbaşı gibi başka inançların şiarı olan günlere, o güne tazîm ve kutlama maksadıyla katılmak, aynı maksatla o günlerde tebrikleşmek ve hediyeleşmek, yine aynı maksatla hindi vb. almak, yemek, ziyafet çekmek, aynı maksatla bu tür kutlamalara katılmak Müslüman'a yakışmaz. Bu kutlamalara katılmış ve tövbe etmemiş bir insanın imanından, ibadetlerinin boşa gitmesinden korkulur. 2- Yıl başı gecelerinde her türlü ahlaksızlık sanki doğruymuş gibi kendini Müslüman diye tanıtanlarca da meşru gösterilmekte,içki v.b olumsuzluklar büyük bir çılgınlık içinde tüketilmektedir.

          Bu asla bir Müslüman'ın özelliği olamaz.İnsanlar inançlı olmasalar bile bilimin zararlarını empirizim(deneycilik) yöntemi ile somut olarak ortaya konulan şekline göre bile içki v.b. kötü fiillerden uzak durmaları gerekir.Çünkü içki bütün kötülüklerin anasıdır.Trafik kazaları,öldürmeler,boşanmalar v.b. fert ve toplum açısından ortaya çıkan bir çok problemin asıl kaynağıdır.

          Şunu net olarak düşünmek zorundayız.Başka inanca sahip olanlar bizim Bayramlarımızı, önemli gün ve benzeri gecelerimizi acaba kutluyorlar mı? Elbette kutlamıyorlar.O halde bizler inandığımız değerlerimize bağlı kalmalıyız.Başkalarının inancına saygı duymalıyız ama asla onların yaptığını yapmamalıyız.

          Müslümanların, hangi maksatla olursa olsun, o günlere mahsus herhangi bir kutlama yapmamaları gerekir. İçinde bulunduğumuz zaman dilimi yeni bir yıla girerken kendimizi hesaba çekmeli,kulluk görevimizi daha iyi yapmak için gayret sarf etmeliyiz.İmtihanda olduğumuz bu dünya hayatın da geçen her günümüzü ve yılımızı hakkıyla değerlendirebildik mi? Sorusuna cevap aramalıyız.Boşuna geçen günler ve yıllarımız için üzülmeli,hakkıyla değerlendirmeye gayret etmeliyiz. Kısacası Müslüman'a yakışmayan davranışlardan kaçınıp,yapmamız gerekenleri hayatımıza hakim kılmalıyız.Sıhhat ve âfiyetler dilerim.

Ömer Lütfi ERSÖZ

« Son Düzenleme: Haziran 06, 2014, 05:38:44 ÖS Gönderen: WEBMASTERYOLCU »
Kayıtlı
Sayfa: [1]
 

Bu sayfa 0.082 saniyede 23 sorgu ile oluşturulmuştur