Tesettür Forum

Gönderen Konu: Şakanın Böylesine  (Okunma sayısı 2210 defa)

Ekim 08, 2010, 01:30:39 ÖS
  • Yeni Üye
  • *
  • İleti: 3024
Aksu’nun alt mahallesinin, Karaöz beldesinde yaşanmış gerçek bir hikâyedir. Kahramanlardan her ikisi de çok samimi arkadaştırlar. Genç tıfıldırlar beraber gezer beraber yer içer, içtikleri su ayrı gitmez. İkisi de can ciğer dostlardır.

       Bir gün orman da avlanırlarken vurdukları av ile ilgili sen vurdun, ben vurdum ile başlayan tartışma birbirlerine küfürle hitap etmeler başlamış, biraz daha ileri giderek yumruklaşmaya başlamışlar. Hasan Osman’ı yere yatırır ve döver. Bunun üzerine Osman bir hamleyle Hasan’a tüfeği doğrultur vuracam diye ateş eder. Hasan çam ağacının arkasına saklanarak canını kurtarır. Uzun süre ormanda Osman’ın kovalaması sonucu kaçar. Aradan tam  beş yıl geçer bir yaz dönemi tarladan geçerken karpuz ekili bekçi çardağına yönelen Hasan  çardağa vardığında bir sürprizle karşılaşır. Sürprizde arkadaşı Osman’dır. Karpuz tarlası Osman’ındır kaçışı olmayan bir ortam olduğu için Hasan, Osman’a selam verir. Osman da selamı alır buyur eder… Hiçbir şey olmamış gibi beraber karpuz yerler. Hasan yapılanları unutmamıştır. Fakat arkadaşını çok sevdiği için onu incitmeden ders vermek ister. Aklına muziplik gelir.

Hasan:

-Yedik, içtik arkadaş hakkını helal et. Osman hatırlar mısın arkadaş, yıllar önce beni silahla kovaladığını der.

  Osman şok olur, kızarır bozarır birazcıkta korkmaya başlar. Tedirgin olur. Bir zamanlar can ciğer olan arkadaşları bir av gezintisinde birbirlerine yaptıkları şakayı ciddiye bindiren kendisi olmuş çok sevdiği arkadaşına bir öfkeyle tüfek sıkmıştır.

Osman:

 -Şimdi sıra bende

  Tüfeği doğrultur.

-Kaldır kollarını…

   Demesi üzerine Osman’ın kalbi durur ve oracıkta yığılır kalır. Hasan ise onun ölmediğini düşünerekten:

  -Arkadaşım Osman, ben sana şaka yaptım. Kalk der.

 Artık Hasan’ın çabaları boşunadır. Osman çoktan Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

 Ne diyelim, şakanın böylesine…